Reklam

Yalnızım Ama Özgür ve Mutluyum (Özdemir Erdoğan)

Hiçbir zaman müzik piyasasının şartlarına ayak uydurabilen bir adam olmaz, olamaz

Yalnızım Ama Özgür ve Mutluyum (Özdemir Erdoğan)
Yalnızım Ama Özgür ve Mutluyum (Özdemir Erdoğan)
Bu içerik 759 kez okundu.
Hiçbir zaman müzik piyasasının şartlarına ayak uydurabilen bir adam olmaz, olamaz. Özgürlüğüne düşkündür. 50 yıllık sanat yaşamında unutulmaz şarkılara imza atar. Hiç kimseyle yarışmaz, kavgası yalnızca zamanladır. FİGEN SABIRCAN Türk müziğine damgasını vurmuş isimlerden biri olan Özdemir Erdoğan, 1940 yılında istanbul'da doğmuş. Baba tarafı Ordu, Ünyeli... Annesi Ermeni asıllı... Dedesi Şevki Erdoğan, Atatürk'ün meşhur sofrasına oturmuş bürokratlardan biri. Erdoğan "Nasıl bir aileydi sizinki?" sorusuna şöyle yanıt veriyor: "Babam Ziraat Bankası'nda çalışıyordu, Annem, kemancı ve piyanist Mihran Baron'un kardeşi. Muazzam piyano çalardı, Düşünün çeyiz olarak piyano getirmiş bir kadın. Çocukluğumla ilgili aklımda kalan en büyük anı, dışarıda oynarken annemin piyanosundan yükselen notaları duyduğum an koşarak eve dönmemdir. 0 yıllarda Göztepe konaklar ve köşklerle dolu. Dedemlerinki de büyük bir bahçe içinde, 12 odalı bir konaktı. Babam memuriyetinin bir kısmını Anadolu'da yapmak zorunda kalınca dedem ve babaannem beni göndermek istememişler. Belki ilk torunları olduğum için. belki annem Ermeni asıllı olduğundan beni kendi düşünceleri doğrultusunda yetiştirmek istediklerinden... Babaannem Münciye Hanım; Çerkez asıllı, renkli gözlü, çok becerikli bir kadındı. Bana aşırı düşkündü. Maalesef 15 yaşında kaybettim. Hayatımdaki en büyük dönüm noktalarından birisidir benim için onun kaybı. Dedem çok okuyan, şiire meraklı bir adamdı, içinde Necip Fazıl'dan Nazım Hikmet'e, Sabahattin Ali'den Nihal Atsız'a birçok farklı görüşteki yazarın olduğu müthiş bir kütüphanesi vardı. Konağa hem Tercüman hem de Cumhuriyet gazeteleri gelirdi. 'Neden iki tarafı da okuyorsun?' diye sorduğumda gülümseyerek 'ortayı bulayım istiyorum oğlum' derdi." MÜZİKTE 1950'LER, SO'LAR ve 70'LER... Küçükken içine düşen müzik aşkı Özdemir Erdoğan'ın başarılı bir eğitim hayatı geçirmesini engeller. 1950'ler, Rock and Roli fır- ZJ duayen Özdemir Erdoğan: Yalnızım ama özgür ve mutluyum... Hiçbir zaman müzik piyasasının şartlarına ayak uydurabilen bir adam olmaz, olamaz. Özgürlüğüne düşkündür. 50 yıllık sanat yaşamında unutulmaz şarkılara imza atar. Hiç kimseyle yarışmaz, kavgası yalnızca zamanladır. Sanatçılar kendi başlarına yaban yaşamlarına devam etmek ve bu özgüryaşamın gereği ölmek durumundadırlar... Korunmaları ancak özgür yaşamlarına dokunmamak kaydıyla doğanın korunması şeklinde olmalıdır. tınasının estiği yıllar. 16 yaşında biriktirdiği paralarla ilk gitarını alır. Farklı müzisyenlerden dersler alarak kendini geliştirmeye çalışır. Okullararası yapılan müzik yarışmalarına, etkinliklere katılır. Yalnızca okuduğu Suadiye Ticaret Lisesi'nde değil diğer okullarda da tanınır. "Aklım hep müzikte olduğu için pek başarılı bir öğrenci olamadım. Müzikle ilgili iyi bir eğitim almak isterdim ama o günün şartlarında bu mümkün olmadı. Ben de biran önce liseyi bitirip müzik hayatına atılmak istedim. Tam artık liseden mezun oldum rahatça müzik yaparım dediğim sırada 1960 ihtilali oldu. Lise mezunlarını yedek subay öğretmen olarak Anadolu'ya gönderdiler. 2 senelik askerlik sürecinde kontrabas sanatçısı Eray Turgayla tanıştım. Eray beni, Arif Mardin ve Berklee Müzik Okulu nda aranjör eğitimi alıp Türkiye'ye yeni dönen Emin Fındıkoğlu ile tanıştırdı. Arif Bey son derece nazik bir kişiydi. Hiç unutmam piyanonun başına geçti, 'ne biliyorsan çal' dedi. Bir kaç parça çaldım, önerilerde bulundu. Yıllar sonra eşimle birlikte New York'a gittiğimizde bizi evine davet etti, Atlantik Stüdyoları'nı gezdirdi. Bu arada dönemin ünlü caz orkestrası İsmet Sıral Orkestrasfna girdim. Saksofoncu ismet Sıral. piyanist Ayhan Yünkuş, tromboncu Üter Yenişen. baterist Turhan Eteke kontrabas Cunnur Perin ve gitarist olarak benim içinde bulunduğum bu orkestra ile çeşitli ülkelere gittim. İsveç'in en önemli caz kulüplerinde çaldık. Orkestra dağılınca ben de Günnur Perin ve Ayhan Yünkuş'u yanıma alarak kendi orkestramı kurdum. Aynı yıl 'En iyi Gitarist1 ertesi yıl ise 'Altın Plak' ödüllerini aldım. Altın Plak Ödülü'nün hikâyesi enteresandır. Yabancı şarkılara Türkçe sözler yazıldığı dönemler. O arada Fecri Ebcioğlu ve Sezen Cumhur Ünal'la yollarımız kesişti. Önce Türkçe sözlü şarkı mı olur?' dedim. Sonra Sezen Cumhur'un ısrarıyla Yunanca bir parçaya yazdığı 'Duyduk Duymadık Demeyin'i okudum. Şarkı bomba gibi patladı ve bana ilk Altın Plak ödülümü getirdi." 1975 yılında çıkardığı 'Canım Senle Olmak istiyor' albümü, yılın albümü seçilir. Arkasından 'Pervane' ya da bilinen adıyla 'Bana Ellerini Ver' gelir. Bu şarkılar, son günlerin sevilen dizileri 'Kiralık Aşk', 'Güneşi Beklerken' ve 'Kiraz Mevsimi' dizilerinde kullanılır. Her iki eser de üzerinden yıllar geçmesine rağmen sözleri ve Özdemir Erdoğan'ın o kendine has sesiyle yine herkesi büyüler. "50 ile 80 arası muhteşem yıllardı. Amerikalı caz müzisyenleri, müzikte klasik müziğin 300 senede geldiği aşamayı 50 senede hallettiler. Ben klasik ve gelenekselin muhafaza edilmesinden yanayım. Müziğin rehabilite eden hali hoşuma gidiyor. Yurt dışında kalmam, müziğe orada devam etmem için gelen tüm teklifleri reddettim. Ülkemi çok seviyorum. Geleneksel kültürümüze hizmet etmek için kolları sıvadım. Türk Halk Müziği üzerine değişik yorumlar getirdiğim çalışmalar yapmaya başladım. Söz ve müziği bana ait Kemal Sunal'ın Çöpçüler Kralı filminin müziği 'Gurbet' ve Aşık Veysel'in 'Uzun İnce Bir Yoldayım' adlı eserinin düzenlemesi TRT repertuarına giren türünün ilk örnekleridir." Özdemir Erdoğan, 1960'ların romantik kuşağından bir sanatçı... SO'li yıllardan sonra tüm dünyada gelişen dans ve sansasyonel şovlarla süslenen müziği sevmez. Özgür ruhu bu dayatmalara gelemez. Tek tipleşmek ona göre değildir. Çok sesliliği savunur. Türkiye'nin müzikte çok seslilik ve armoni açısından zayıf olduğunu söyler. O dönemdeki duygularını, üstünden neredeyse 40 yıl geçse de hâlâ dillerde olan 'Paranın Ne Önemi Var, Mühim Olan insanlık' sözleriyle ortaya koyar. Müzik piyasasındaki moda ve satan ticari işlerden uzak durmak, özgün işlere imza atabilmek için kendi şirketini kurar. Lise mezunlarını yedek subay öğretmen olarak Anadolu'ya gönderdiler. 2 senelik askerlik sürecinde kontrabas sanatgs, Eray Sanatçılar kendi başlarına yaban yaşamlarına devam etmek ve Turgay la tanıştım. Eray beni, Arif Mardin ve Berklee Müzik okulunda aranjör eğitimi bu özgür yaşamın gereği ölmek durumundadırlar... ÖĞRETMENİN AŞKI, İKİNCİ BAHAR ve SEVDİM SENİ BİR KERE Domenico Modugno'nun 'El Maestro de violin' eserine Ali Kocatepe Türkçe söz yazarve Özdemir Erdoğan'ın söylemesini ister. Önce "Hayır" dese de sözleri okuyunca kabul eder "Keman Öğretmeni adıyla da bilinen şarkı, kendisinden 20 yaş küçük öğrencisine aşık olan keman öğretmeni ve öğrencisini anlatan platonik bir aşk öyküsü. Şarkıyı okuduğum dönemde Kadıköy Boran Han'da bir müzik okulum vardı. Tüm paramı okula yatırmıştım. Şarkı ve klibi çok ilgi çekti ama aileler çok rahatsız oldu ve kızlarını okuldan aldı. işlerim bozuldu, okulu kapatmak zorunda kaldım. Şarkının bendeki anısı maalesef çok iyi değil... 'İkinci Bahar', Sezen Aksu'nun eseri olmasına rağmen birçok kişi bana ait sanıyor. Çok severek söylerim. Konserlerimde de bakıyorum yediden yetmişe herkes sözlerini biliyor ve sevgiyle eşlik ediyor. 1985 Eurovision Şarkı Yarışması seçmelerine katılmam için Sezen ve Ali Kocatepe çok ısrar ettiler. 'Küçük Bir Aşk Masalı'nda Sezenle düet yaptık. İlk 3'e bile giremedik ama şarkı çok büyük ilgi gördü." Takvimler1993 yılını gösterdiğinde. 'The Color of My Country in Jazz' ismiyle Long Play olarak yayınlanan eserlerini 'Özgün Jazz ?enemeleri' adıyla çıkarır. Caz ile Türk müziğinin değişik bir müzikal sentezini yakaladığı albüm, 70 bin adet satmasına rağmen İstanbul'da yapılan hiçbir caz festivaline davet edilmez. Türk Müziği öldü denildiğinde Türk Müziği Yorumları', Türk Halk Müziği öldü dediklerinde ise Türk Halk Müziği, Klasik Türk Müziği ve halk dansları müziklerinin bir kombinasyonu olan 'Yorumcu'yu çıkarır. Ona göre "Müzik denilen şeyin alfabesi 12 notadır. Bu notaları çeşitli şekillerde kullanırsınız ve ortaya müzik çıkar, Müziğin kalitesi türüyle ilgili değil, söyleyenin kalitesiyle ilgilidir." Her iki çalışmanın tirajları da herhangi bir klip ve promosyon çalışması yapılmamasına rağmen çok yüksektir. Türk melodilerinin uluslararası platformlarda yer almasını sağlamaya çalışan Erdoğan'a 1998 yılında 'T.C. Devlet Sanatçısı' unvanı verilir. AİLENİN BİR KISMI TÜRKİYE'DE BİR KISMI ABD'DE Özdemir Erdoğan'ın 2 kızı ve 1 oğlu var. İki çocuğu babaları gibi müzikle iç içe bir hayat sürüyor. Oğlu Mehmet Çan'ın müzik stüdyosu var ve basgitar çalıyor. Küçük kızı piyano öğretmeni... Büyük kızı ise Amerika'da; ailesi ile mutlu bir şekilde yaşarken aniden eşini kaybetmiş. Kızına destek olmak için sık sık yurt dışına giden eşi Ayşen Hanım, Amerika'ya yerleşmelerini istemiş, "Kızım üç çocukla dul kaldı, Mecburen eşinin işlerinin başına geçti. Yabancı bir ülkede zordur yalnızlık. Eşim kızının yanına gitmeyi, ben ülkemde kalmayı tercih ettim, Hayat bize böyle bir yol gösterdi..." DOĞRU BİLDİĞİNİ SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEZ Özdemir Erdoğan, sözünü sakınmayan, eleştirmekten çekinmeyen bir sanatçı... Yanlış yorumlara tahammül edemiyor, kendince yanlış olan durumlara müdahale etmekten hoşlanıyor. "Kayınvalidemin önerisi ile girdiğim Masonluktan noter kanalı ile istifa ettim. Milletvekili ol dediler hiç düşünmeden reddettim. Fethullah Cülen, haber gönderdi 'gel bizimle ol' diye kabul etmedim. Ben sanatçıyım. Sanatçının kimseye bağlılığı olmamalı. Evet, Özdemir Erdoğan yine yalnız ama özgür ve mutlu..." KANSER BİTTİ KONSERLER BAŞLASIN 26 Mayıs 2006 tarihinde kanser teşhisi konur Özdemir Erdoğan'a. Çene kemiğine dayanan tümörün acilen alınması gereklidir. Doktorun anlattıkları, metastas, ileri seviye sözlerini dinlemez bile tek sorusu vardır: "Şarkı söyleyebilecek miyim?" "Ameliyattan önce oğlumun stüdyosuna kapandım. Ölürsem ya da sesimi yitirirsem diye 15 gün boyunca kayıt yaptım, Ameliyat başarılı geçti, 7-8 ay konuşamadım, 25 kilo verdim. Bir yıl sonunda tedaviniz başarılı dediler. Hemen müzik çalışmalarına başladım. 'Boyabat Pirinci (Türküler)' albümünü çıkardık. Basgitar, klavye ve ritim programlarını oğlum Mehmet Can Erdoğan yaptı. Çok güzel bir çalışma oldu. Reklam yok, klip yok ama satışlar çok iyi. Ardından 'Ankara'nın Taşına Bak' ve Türkiye Jazz Tarihinde Işıksız Kalanlar' geldi, Sonra baktım benim şarkılar dizilerden isteniyor, 'Unutulmayan Besteler Güfteler Dizilerde' albümünü hazırladım," Sohbetimizin sonunda yeni çalışmaların ve etkinliklerin müjdesini alıyoruz. Farklı şehirlerde konserler devam ediyor. Defterlerde bekleyen güfte ve bestelerinden oluşan yeni bir CD hazırlığında... Temmuz ayında, İKSV'nın düzenlediği 23. istanbul Caz Festivali'nin 'Yaşam Boyu Başarı Ödülü' kendisine takdim edilecek, Ödül töreninde, sahnesini paylaşması teklif edilen Özdemir Erdoğan'ın yanıtı da yine kendine özgü: "30 yıldır kimseyle paylaşmadım yine paylaşmam."  
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya - İspanya Maçı Hangi Kanalda ? Saat Kaçta ? Kadrolar Belli Oldu
İtalya - İspanya Maçı Hangi Kanalda ? Saat Kaçta ? Kadrolar Belli Oldu
Kayserispor Yatabare'nin peşinde
Kayserispor Yatabare'nin peşinde